MONİTÖRLER ÇAĞINDAYIZ
Sabah
uyandınız, telefonunuzun alarmını kapattınız. Bilgisayarınızdan maillerinizi
kontrol ettiniz, gözünüzde annenizin izlediği kadın programına takıldı.
Üşüdüğünüzü hissettiniz, kombinizin ekranında düşük bar uyarısı vardı. Tabletinizin
şarj durumunu kontrol edip evden çıktınız. Otobüsteki ekranda çiğ köftecinin,
belediyenin önündeki dev ekranda yeni açılan gelinlikçinin reklamları vardı.
Okuldaki ilk dersi akıllı tahtayla ikinci dersi projektörle işlediniz. ATM ye
kartınızı yutturdunuz, bankaya girip numaratörden TC numaranız ile sıra numarası aldınız. İşleminizi
gerçekleştirmek için led ekranda sıra numaranızın yanmasını beklediniz, bu
sırada yandaki ekranda banka reklamı seyrettiniz bolca . Arkadaşlarınızla
sinemaya gittiniz, bir süre fragmanları seyredip karar verdiniz. Arkadaşınızın
arabasıyla dönerken radyoda sevdiğiniz şarkı çalmaya başladı, hemen sesini
açtınız...
Tamam
tamam bu kadarı kafi. Yukarıdaki işlerle uğraşırken kaç ekrana baktınız ? 3, 5,
9...durun saymayın ben söyleyeyim, tam 16 farklı ekrana baktınız. Meğer ne çok
ekrana bakarmışız. Ben içinde bulunduğumuz çağa monitörler çağı diyorum. Hani
şu battal boy zehirli Afrika monitör
kertenkelelerinden bahsetmiyorum. Cihazların bizimle, bizim cihazlarla ve bizi
bizlerle iletişime geçiren monitörler. Monitörler çağında öğrenme
mecburiyetimiz var. Evet hepimiz mecburiyetten bir şeyler öğreniyoruz. 80 ve
sonrası kuşak fazla zorlanmasa da, babam çok zorlanıyor. Ampullü radyodan,
smart tv ye geçmek hiç kolay olmasa gerek. Akıllı telefonunu kullanmak için 10
yaşındaki torunundan yardım almak, ister istemez strese yol açıyor. Yeni kuşak
çok hızlı öğreniyor ve aynı hızla unutuyor. Bilgi denizinde, düşünme kabızlığı
yaşıyorlar. Bilgiye boğulmuş gençler hiç düşünmüyorlar. Beyinler o kadar
hantallaşmış, nöronlar o kadar hazıra alışmış ki, Agop'un kazı gibi ne bulduysa
yutuyor diğer yandan çıkarıyorlar. Doğruyu yanlışı ayırt etmek için düşünme
zahmetinde bulunmuyorlar.
Monitörler
bizim için büyük bir nimet, aynı zamanda da felaket. Monitörler çağı, düşünen
insanların, daha az düşünen insanları kontrolü altına alması, iki ayaklı
sağımlık ineklerin koloniler oluşturmasıyla devam ediyor. Öğrenmenin bu kadar
kolay olduğu çağda, düşünmek neden ters orantılı olarak zorlaşıyor...
Biraz
daha yazmak isterdim ama bağımlısı olduğum ekranlar beni çağırıyor. Mail lerimi
okumam, twit atmam lazım. Takipcisi olduğum diziyi seyredeceğim. :)
Mustafa YILMAZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder