31 Mayıs 2014 Cumartesi

MONİTÖRLER ÇAĞINDAYIZ

            Sabah uyandınız, telefonunuzun alarmını kapattınız. Bilgisayarınızdan maillerinizi kontrol ettiniz, gözünüzde annenizin izlediği kadın programına takıldı. Üşüdüğünüzü hissettiniz, kombinizin ekranında düşük bar uyarısı vardı. Tabletinizin şarj durumunu kontrol edip evden çıktınız. Otobüsteki ekranda çiğ köftecinin, belediyenin önündeki dev ekranda yeni açılan gelinlikçinin reklamları vardı. Okuldaki ilk dersi akıllı tahtayla ikinci dersi projektörle işlediniz. ATM ye kartınızı yutturdunuz, bankaya girip numaratörden TC numaranız  ile sıra numarası aldınız. İşleminizi gerçekleştirmek için led ekranda sıra numaranızın yanmasını beklediniz, bu sırada yandaki ekranda banka reklamı seyrettiniz bolca . Arkadaşlarınızla sinemaya gittiniz, bir süre fragmanları seyredip karar verdiniz. Arkadaşınızın arabasıyla dönerken radyoda sevdiğiniz şarkı çalmaya başladı, hemen sesini açtınız...

            Tamam tamam bu kadarı kafi. Yukarıdaki işlerle uğraşırken kaç ekrana baktınız ? 3, 5, 9...durun saymayın ben söyleyeyim, tam 16 farklı ekrana baktınız. Meğer ne çok ekrana bakarmışız. Ben içinde bulunduğumuz çağa monitörler çağı diyorum. Hani şu battal boy  zehirli Afrika monitör kertenkelelerinden bahsetmiyorum. Cihazların bizimle, bizim cihazlarla ve bizi bizlerle iletişime geçiren monitörler. Monitörler çağında öğrenme mecburiyetimiz var. Evet hepimiz mecburiyetten bir şeyler öğreniyoruz. 80 ve sonrası kuşak fazla zorlanmasa da, babam çok zorlanıyor. Ampullü radyodan, smart tv ye geçmek hiç kolay olmasa gerek. Akıllı telefonunu kullanmak için 10 yaşındaki torunundan yardım almak, ister istemez strese yol açıyor. Yeni kuşak çok hızlı öğreniyor ve aynı hızla unutuyor. Bilgi denizinde, düşünme kabızlığı yaşıyorlar. Bilgiye boğulmuş gençler hiç düşünmüyorlar. Beyinler o kadar hantallaşmış, nöronlar o kadar hazıra alışmış ki, Agop'un kazı gibi ne bulduysa yutuyor diğer yandan çıkarıyorlar. Doğruyu yanlışı ayırt etmek için düşünme zahmetinde bulunmuyorlar.

            Monitörler bizim için büyük bir nimet, aynı zamanda da felaket. Monitörler çağı, düşünen insanların, daha az düşünen insanları kontrolü altına alması, iki ayaklı sağımlık ineklerin koloniler oluşturmasıyla devam ediyor. Öğrenmenin bu kadar kolay olduğu çağda, düşünmek neden ters orantılı olarak zorlaşıyor...
           
            Biraz daha yazmak isterdim ama bağımlısı olduğum ekranlar beni çağırıyor. Mail lerimi okumam, twit atmam lazım. Takipcisi olduğum diziyi seyredeceğim. :)
Mustafa YILMAZ


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder